Ben seni değil, hayalini sevmişim…
Gönül köşkünde
Değil bir taht,
Tabure yokken,
Boşuna beklemişim…
Kalpgâh’ını nafile
Kabul olmayacak bir dua ile
Tavaf etmişim…
Ve bir gün çaldığımda kapını, ürkerek…
Bir peri gibiydin, açtığında kapıyı, gülümseyerek
- Hoş geldin yabancı, dedin
Elime biraz bozukluk verdin
Dilenci sanmıştın besbelli…
Dilenciydim… Dilenciydim, ama bilmedin,
Elime para değil,
Yüreğime onulmaz bir yara verdin…
Tam kapıyı kaparken peşimden
Bir adam seslendi içerden
- Hanım, gelen kim?
- …?!
Afalladın o anda,
Yıllar öncesinden, sıradan bir arkadaş
Çok geçti artık, gözler oluvermişti sırdaş…
- Gelen…, derken sen...
Kapattım kulaklarımı ben
Koşarak geçerken karanlık sokakları
Etrafa saçılırken kalp kırıkları
Durdum ansızın, baktım geriye,
Adı mazi mi olacaktı bu acıların diye…
Göz göze geldik tekrar o karanlıkta,
Bir ok attın öldüresi bir kararlılıkla…
Kaçmaya başladım senden, kendimden,
Bir hana sığındım, kaçarken mazimden…
Han iyi, hancı iyi, rahatlamıştım
Hafifti nasıl olsa yaralarım, öylesine sarmıştım
Çabuk atlatırım sanmıştım ben o sıyrıkları
Oysa bir kırık ok yarasıymış
Batıyor hala kıymıkları…
Mehmet KORKMAZOGLU, 30.12.2011

No comments:
Post a Comment